Hoşgeldiniz!

Değerli Misafirlerimiz, Bu platform "Kütüphanecilik ve Bilgi Bilimi" camiasına fayda sağlamak amacıyla kurulmuştur. Tüm üye ve moderatörlerimiz yaptığı ve yapacağı çalışmalarla alanımıza katkıda bulunmaktadırlar. Sizler de aramıza katılmak istiyorsanız kayıt olabilirsiniz.

Yağmacı Olan Dergiler mi, Araştırmacılar mı? [ 4. BBYB Öğrenci Kongresi_ Bildiri Özeti ]

LibCat

Üye
Katıldı
18 Kasım 2019
Mesajlar
5
Puanlar
3
Yağmacı Olan Dergiler mi, Araştırmacılar mı?

Yağmur Torun
Lisans 3. Sınıf, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü yaagmurtorun@gmail.com


Öz:
Bilimsel yayıncılığa zarar veren yağmacı dergiler mi, yoksa bilim insanlarının etik olmayan davranışlara sahip olması mı? Çağımızın bir gereği olarak ortaya çıkan açık erişim ve açık bilim kavramlarının yanı sıra bilimsel yayınları üreten araştırmacıların bilime ne kadar katkı sundukları da tartışmaya açılmalıdır. Akademik yükselmede gerekli standartların sağlanabilmesi için yapılan yarışta araştırmacıların kendi fikirlerini ve gelişim düzeylerini ne derece yansıtabildikleri ve profesyonel gelişimin orijinal mi yoksa gerçek dışı mı olduğunun da sorgulanması gerekmektedir. Tüm bu konularda sorunların tespiti ve çözümlerin üretilmesi aşamasına geçmek artık kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu çalışmada yağmacı dergilerin nasıl ortaya çıktığı, gelişmesinde araştırmacıların etki düzeyi ve araştırmacıların bu dergileri tercih etme nedenleri üzerine bir değerlendirme yapılmaktadır.
Çalışmanın amacı; yağmacı dergiler kadar akademik teşvik sonucu sayıları artan yağmacı araştırmacılara da dikkati çekebilmek ve yağmacı yayıncılığın temelindeki sorunların çözümü için kütüphanecilerin üstlenmesi gereken rollere yönelik önerilerde bulunmaktır. Çalışma kapsamında konuyla ilgili literatür üzerinden değerlendirmelerde bulunulacaktır.


Anahtar Sözcükler:
Yağmacı Dergiler, Yağmacı Araştırmacılar, Bilimsel Yağmacılık, Kütüphaneler ve Bilimsel Yağmacılık

Giriş

Bilgi, insanoğlu için her çağda önemli ve gerekli olmuştur. Siyasi, hukuki, ekonomik ve toplumsal her alanda bilginin bir güç olduğu çağımızda, bilgiye sahip olmanın yanında onu yönetebilmek, işleyebilmek, aktarabilmek ve toplum yararına erişime sunmak da ayrı bir gereklilik olmuştur. Bu gerekliliklerin yanı sıra bilgiyi gelecek nesillere aktararak yeni bilgilerin üretilmesine imkân verecek olan araştırmacıların bilgiye verdikleri şekil de son derece önemlidir. Bozan’a göre; “İyi eğitilmiş insan gücüne sahip olan ülkeler nüfusları az da olsa eğitilmemiş veya eğitimi yetersiz kalabalık nüfusa sahip ülkelerden daha etkili bir konuma sahiptir.” (Bozan, 2012, s. 177-178) Nitelikli nüfusa sahip olan ülkelerin gelişim ve kalkınmasında mihenk taşı olan üniversitelerde lisans ve lisansüstü eğitiminin bilgi üretme, yayma, araştırma yaparak nitelikli insan gücü yetiştirme gibi fonksiyonları bulunmaktadır. Üniversitelerden özgür ve bilimsel düşünme gücüne sahip bireyler yetiştirmesi ve yapılacak bilimsel çalışmalarda araştırmacılara destek vermeleri beklenir. Türkiye de bu gerçekler doğrultusunda araştırma ve geliştirme çalışmalarını destekleyerek araştırmacı sayısını ve yapılacak bilimsel çalışmaları arttırma yoluna girmiştir. Ancak “Türkiye’nin bilim haritası incelendiğinde 1980’den sonra bilimsel yayın sayısında ciddi artışlar olmakla birlikte yayın kalitesinde ve impakt faktöründe aynı başarının sağlanamadığı görülmektedir.” (Bozan, 2012, s. 177-178) Bilimsel yayın yapma kriterlerini (hakem onayı, etki faktörü, özgünlük vb.) taşıması gereken bilimsel yayınların kalitesinde gerekli başarının sağlanamamasının toplumsal kültür hafızasında da hasarlara yol açması kaçınılmazdır. Üretilen bilimsel yayınların kısır döngüye girmesi bilimsel literatüre katkı sağlamadığı gibi bilgiye erişimde de engel oluşturmaktadır.

Bilimsel literatüre katkıda bulunması gereken araştırmacılar, bilimsel kısır döngünün oluşmaması için araştırma konularıyla ilgili daha önce yapılmış çalışmaları gözden geçirerek çalışmalarına şekil vermektedirler. “Bu nedenle hem bilimsel araştırmalarını yayınlamak isteyen yazarların, hem de yayını geniş kitlelere ulaştıran bilimsel yayın organlarının bilimsel yayın etiğine bağlı kalması, bilginin güvenilirliği ve bilimselliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bilim etik ölçütlerine uygun biçimde yapılmış bilimsel araştırmaların, yine bilimsel yayın etiğine uygun biçimde hazırlanıp yayınlanmaları, bilimin güvenilirliğini ve saygınlığını güvenceye alan en önemli etmenlerdir.”(Çetinkaya, 2019, s. 548-549)
Araştırmacılar açısından sancılı geçen bilimsel araştırma sürecinin son adımı, elde edilen bilgi ve bulguların çeşitli tür ve formatta yayınlanarak bilim insanlarına ve topluma duyurulmasıdır. Çetinkaya’ya göre “belli konularda bilim insanlarının yaptıkları araştırma ve yayın etkinlikleriyle ortaklaşa oluşturulan alanyazını, yaygınlaşarak bilgiye dönüşmekte; kuram ve uygulamalara yol göstermektedir.”(Çetinkaya, 2019, s. 548-549)

Yapılan bilimsel çalışmaların güvenilirliği hakem incelemesi süreci ile güvenceye alınmaktayken iyi niyetli olmayan araştırmacıların bu sürece verdiği zarar, yayınlarını yağmacı dergilerdeki sahte hakemlere onaylatarak yayınlatmalarıyla farklı bir boyuta taşınmaktadır. “The Big (information) Bang”de diyebileceğimiz bilgi patlamasının yaşandığı çağımızda doğru bilgiye ulaşmak zorken, bilimsel literatüre katkı sağlaması gereken araştırmacıların etik dışı davranışları bilimsel bilgiye erişimi daha da zorlaştırmaktadır.
Yağmacı dergi, hakemli dergilerde olması gereken özellikleri taşımamaları ve para karşılığı araştırmacıların yayınlarını yayınlamaları nedeniyle kara listelere alınan dergileri tanımlamak amacıyla türetilen bir kavramdır. Araştırmacıların ürettikleri bilgi ve bulguların, topluma fayda getirmesinin beklenmesinin yanında, diğer araştırmacılara literatürde kaynak teşkil edecek olması, yağmacı dergi olarak nitelendirilen dergilerdeki yayınların incelenmesini, kalite ve özgünlüğünün yanında nicel mi yoksa nitel amaca hizmet için mi üretildiklerinin tespit edilmesini gerekli kılmaktadır.

Yapılan bir araştırmaya göre,“Türkiye sahte dergilerin en çok bulunduğu üçüncü ülkedir. Özellikle eğitim alanındaki araştırmacılar arasında artan sayılarda sahte dergilerde yayın ve şaibeli kongre (sahte olan ya da sahte olma olasılığı taşıyan kongreler) katılımları dikkat çekmektedir.”(Çetinkaya, 2019, s. 548) Yağmacı dergilerin varlığı bilinen bir gerçek iken akademi eğitimindeki yağmacı araştırmacıların varlığı ikinci planda bırakılmaktadır. Bugün internet üzerinden “ücretli tez yazdır, makale yazdır” vb. anahtar kelimeler ile arama yapıldığında binlerce web sayfası çıkmaktadır. www.bilimtez.com , www.universitetezhazirlama.com, www.sigmatezmerkezi.com,www.tezolog.net/ gibi siteler örneklerden sadece bir kaçıdır. Eğitimin yozlaştığı ve yığınlarca sahte bilginin üretildiği bir çağda “suçlu kim ve yağmacı dergilerin beslenmesini sağlayanlar kimler?” Etik ihlallerin başlangıç evresini, çocukluktan başlayarak eğitim hayatı süresince kopya çekilmesi ve bu olumsuz davranışın bir alışkanlık haline gelmesi oluşturmaktadır. Bireysel kötülüğün yağmacılık şeklinde dışa vurumu olan bireysel yağmacılığın gözardı edilemeyecek derecede çoğalması ve bu yağmacılığın bir sektör haline gelmesinin nedenlerinden biri de bu alana yönelen öğrenciler ve araştırmacılardır.

Etik dışı davranışların lisans ve lisans üstü eğitim sürecinde de devam eden bir sorun olmasının nedenleri ODTÜ'de öğrenciler üzerinde yapılan bir araştırmada şu şekilde açıklanmıştır:
“Öğrencilerin akademik sahtekârlığa başvurma nedenleri bireysel faktörler (zamansızlık, not kaygısı, sosyal yaşamın yoğunluğu), kurum politikaları (yetersiz cezalar, görmezden gelme), akran baskısı (arkadaşları etkilemeye çalışmak, karşı cinse gösteriş yapmak) olarak üç grup altında toplanmaktadır.”(Uçak & Birinci, 2008, s. 194)
Eğitimde kopya çekme eyleminin basit bir eylem olmadığına dikkat çeken Kıral; “kopya çeken ve çekme eğilimi yüksek olan öğrencilerin market hırsızlığı, vergide sahtecilik, zararlı madde alışkanlıkları, okul yaşamları boyunca aldatma eğilimleri, düşük iş ahlakı gibi özellikleri yaşamlarında gösterebileceklerini” (Kıral, 2018, s.137) belirtmektedir. Kopya çekmenin sonucunda okullarda öğrencilere uyarma ve belli sürelerde uzaklaştırma cezaları vermek ya da hiç bir yaptırım uygulamamak ile sorunların çözüldüğü düşünülmektedir. Üniversitelerde ise öğretim üyelerinin öğrenciyi dersten bırakma ve sıfır not verme dışında bir uygulaması bulunmamaktadır. Bütün bu uygulama ve yaptırımların kopya çekmeyi engelleyemediği ve bu olumsuz davranışı olumlu davranışa dönüştüremediği de bir gerçektir.

Bu durumlar değerlendirildiğinde yağmacı dergilerin ortaya çıkması, makale ve tez yazan web sitelerinin çoğalması, kopya tezlerin üretilmesi vb. birçok örnek, daha ilkokul çağından başlayan etik ihlallerin lisans ve lisansüstü eğitim hayatı boyunca da devam ettirildiğini göstermektedir. Mesleki gelişimin bir basamağı olan araştırma raporu ve tezlerin ikinci şahıslara yazdırılması, araştırmacının etik dışı bu davranışının akademik hayatı boyunca da devam edeceğinin bir göstergesidir. Nitekim akademik teşvik yoluyla maddi kazanç sağlamak üzere çalışmalarını yağmacı dergilerde yayınlayan araştırmacıların bu etik dışı davranışları, yağmacı yayıncılığı besleyerek büyütmektedir.

Yağmacı Dergiler ve Araştırmacılar

Devlet yükseköğretim kurumları kadrolarında bulunan öğretim elemanlarına yapılacak olan teşvik ödeneğinin uygulanmasına yönelik YÖK Akademik Teşvik Ödeneği yönetmeliğinin (YÖK, 2015) yayınlanmasından sonra sayıları çoğalan yağmacı dergiler, teşvik ödeneğinden faydalanmak isteyen iyi niyetli olmayan ya da bilinçsiz araştırmacıların yayınlarını, çeşitli yollarla elde ederek yayınlamakta ve literatürde hakem onayından geçmemiş bilgi yığınlarının oluşmasına neden olmaktadır.
Çetinkaya, yapmış olduğu araştırmada açık erişimin ve açık bilimin öneminin artmasıyla bu alandan kazanç elde etmek isteyen yağmacı dergilerin ortaya çıkmasını şu şekilde ifade etmiştir: “Açık erişim yayıncılığın, yazarın makale işlem bedelini ödemesi ilkesine dayanan goldopenaccess modeli, bu modeli istismar eden yasadışı ve bilim etiğine aykırı oluşumların ortaya çıkmasına zemin oluşturmuştur. Sahte kongrelere Türkiye’den katılanların sayısı da 2014’te 15 iken, 2017’de 258’e yükselmiştir. Burada da, eğitim bilimleri alanından katılımcıların sayısının tüm alanlar (eğitim bilimleri, sosyal bilimler, fen ve mühendislik, sağlık bilimleri) arasında ilk sırada gelmesi yine dikkat çekmektedir.” Çetinkaya (2019, s. 555-556) Gerçek dışı araştırma faaliyetlerine katılım gösteren araştırmacı sayısı 3 yılda yaklaşık 16 kat artmıştır. Yağmacı dergilerin ve sahte kongrelerin ortaya çıkmasında araştırmacıların verdiği bilinçli ya da bilinçsiz bu katkı, üniversite eğitimindeki yozlaşmanın da nedenlerinden biridir.

Peki araştırmacılar yağmacı dergilere neden rağbet ediyor? Yağmacı dergiler konusundaki yetersiz bilgi ve bilimsel dergilerden ayırt etmedeki zorluk araştırmacıların tercihlerini etkileyen diğer bir nedendir. Aynı zamanda “içinde bulunduğumuz “yayınla ya da yok ol” (publish or perish) evreninde araştırmacı performans değerlendirmelerinin yalnızca sayılara odaklanıyor oluşu araştırmacıları kolay yoldan yayın yapmaya yöneltiyor. Bu yayınlar sayesinde yazarlar hızlı ve kolay şekilde yaptıkları yayınlarla teşvik ve yükselme alıyor, dergilerse bu yayınlar sayesinde para kazanıyorlar.” (Taşkın & Doğan, s. 1).Akademik Teşvik Ödeneği araştırmacıların bilimsel çalışmalara katılımını arttırmış olabilir ancak yayın sayısının artması niteliği düşürmüştür. Görülmektedir ki araştırmacıların ana görevi olan akademik çalışma yapma faaliyetinin maddi teşvikler ile desteklenmesi, etik dışı davranışların ortaya çıkmasına ve üretilen yayınların niteliğinde düşüşlere neden olmaktadır. Açık erişime yağmacı dergilerin verdiği bu zararın yanında, araştırmalarında etik kuralları ihlal eden, toplumsal değil maddi amaçlar güderek yayınlar üreten, kolaya kaçan araştırmacıların varlığı da sorgulanarak ve üretilen yayınların değeri incelenerek gerekli yaptırımların uygulanmasına geçilmelidir.



Kütüphanecilerin Rolü


Doğru bilgiye erişimi zorlaştıran nedenlerin artması kütüphanecinin sorumluluklarını da aynı oranda arttırmaktadır. Kütüphanecinin araştırmacıya destek olabilmesi için öncelikle kendisini bu alanda geliştirmesi gerekmektedir. Akça ve Akbulut’a göre “yağmacı dergilerin ağına takılmamanın en iyi yolu ise bu dergilerin kapsamının ne olup olmadığı hakkında bilgi sahibi olmaktır. Oluşturulan kara listeler, bu dergilerin tanınmasını ve akademisyenlerin bu dergilerden uzak durmasını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca üniversitelerin kadro ve görevde yükselme değerlendirme kurullarının, bu dergilerde yayım yapan akademisyenlere karşı dikkatli olmaları beklenmektedir” (Akça ve Akbulut, 2018, s. 259). Bu amaçla kütüphaneciler, ulusal ve uluslararası alanda sorun kabul edilen, kara listelere alınan yağmacı dergileri araştırarak incelemeli ve araştırmacıları bu konuda bilgilendirmelidirler. Aynı zamanda bilinçsiz araştırmacıların yayınlarını yağmacı dergilere kaptırmamaları için araştırmacılar bu dergilere karşı uyarılmalı ve bilimsel hakemli dergiler hakkında bilgilendirilmelidir. Araştırmacılara araştırmalarını yaparken ve yayınlarken uymaları gereken etik kurallar hatırlatılmalıdır.

Akademi eğitimin ilk basamağı olan lisans eğitimine başlayan öğrencilerin akademik etik konusunda bilinçlendirilmesi, akademik kariyerleri boyunca sergileyecekleri davranış şekillerini de etkileyeceği için lisans eğitimine başlayan öğrenciler için kütüphaneciler ve akademik etik konusunda alanında uzman kişiler tarafından bilimsel etik ve intihal, bilgi okuryazarlığı eğitim ve seminerleri düzenlenerek bilgilendirme yapılmalıdır.

Üniversite eğitiminin yanı sıra lisans öncesi eğitim kurumlarında da öğrencilere bilgiye erişimde, kullanmada ve yaymada etik kuralların önemi konusunda eğitim verilmelidir. Çocukluk çağında adalet ve vicdan kavramlarını yaşına uygun önce somut hallerde sonrasında da soyut gerçeklik olarak öğrenerek yetişen kişiler hayatı boyunca bu düşünce ile hareket edecektir. Bu nedenle kütüphane ve kütüphanecinin ilkokul çağından itibaren bireylerin eğitim hayatının merkezine alınması gerekir.


Sonuç ve Öneriler

Bireysel davranışların zamanla toplumsal davranışlara dönüşmesi nedeniyle, davranış şekillerinin niteliği önem arz etmektedir. Davranış biçiminin çocukluktan kazanıldığından yola çıkılarak, eğitim alanında bireyin kazandığı olumlu ya da olumsuz davranışları yaşam boyu devam edecektir. Toplumda normalleştirilen olumsuz davranışlar, farklı bireylerin benzer davranışlar gösterme olasılığını da arttırarak geniş çaplı riskler meydana getirecektir.

Mesleğimizin bir gereği olarak nitelikli bilgiye erişmek için güvenilir kaynakları bulma ve kullanma, bilgiyi kullanmada dikkate alınması gereken etik kurallar, yeni bilgi üretme gibi konuların ilkokul çağında kütüphanelerde bilgi okuryazarlığı eğitimleri olarak verilmesi gerekmektedir. Bu eğitimlerin uzman kütüphaneciler tarafından daha ilkokul çağından başlanarak verilmesi çocuklardaki olumsuz davranışların değiştirilmesi yönünde atılmış önemli bir adım olacaktır.

Üniversitede bireysel yağmacılığın zincirinin kırılması için atılacak adımlardan biri, benzer davranışların meydana gelmemesi için uyarı ve yaptırımlarda bulunmak olmalıdır. Akademik yükselmelerde yayın sayısından ziyade yayınların niteliğine bakılmalıdır. Kurumlardaki akademik teşvik komisyonları, yağmacı dergiler ve sahte hakem onaylı yayınlar hakkında bilgilendirilmelidir. Bilinçli olarak yağmacı dergilerde yayın yapan ve bu yolla maddi kazanç sağlayan araştırmacı ve akademisyenler meslekten uzaklaştırılmalıdır.




Kaynakça
  1. Akça, S. ve Akbulut, M. (2018). Türkiye’deki yağmacı dergiler: Beall listesi üzerine bir araştırma. Bilgi Dünyası, 19(2), 255-274.
  2. Bozan, M. (2012). Lisansüstü eğitimde nitelik arayışları. Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, 4 (2), 177-187.
  3. Çetinkaya, R. (2019). Eğitimde bilimsel yayın etiğine büyüyen tehdit: Sahte dergiler ve kongreler. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, (50), 548-576.
  4. Kıral, B. (2018). Kopya çekmenin değerlendirilmesi üzerine bir durum çalışması. Eğitimde Nitel Araştırmalar Dergisi, 6(1), 133-156.
  5. Taşkın, Z., ve Doğan, G. (tarih yok). Bir Tuhaf Savaş: Açık bilim ve yağmacı dergiler. Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü. Erişim adresi http://www.bby.hacettepe.edu.tr/akademik/zehrataskin/file/Sarkac.pdf
  6. Uçak, N. Ö. ve Birinci, H. G. (2008). Bilimsel etik ve intihal. Türk Kütüphaneciliği, 22(2), 193.
  7. YÖK Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği. (2015,13.12). Resmi Gazete (Sayı: 2015/8305). Erişim adresi: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/12/20151218-4.pdf
 
Top